Ülkemizde kadınlar başımızın tacı denilse de, maalesef ki öyle değil. Kadın evde çalışır. Dışarıda çalışır. Çocuk doğurur. Ama hak ettiklerinin karşılığını asla almazlar.
Bu yaz sıcaklarında kışa hazırlık ve birikim olsun diye, tarlalarda ter döküyorlar. Eşleri ise kahve ve parklarda çay, limonata içip ve okey oynayarak zevklerinden bir an olsun vazgeçmeyi akıl edemiyorlar.
Bakın, yine her zaman olduğu gibi biz kadınlara iş düşüyor. Nesillerimizi bizler yetiştirecek, önceliğimiz vicdan olmalıdır. Emeğin tadını tatmalarını, saygı hoşgörü ve gerçek eşitliği aşılamalıyız. Anlam veremiyorum. Sorumsuz eşler yüzünden neden bir anne 12 yaşındaki kızına, 15 sene sonraki çeyizini hazırlama telaşına düşüyor. Unutmayın, kızınızın ve oğlunuzun en büyük çeyizi serveti eğitimi, vicdanı ve sağlam imanıdır.
Olay gerçekten acı verici, düşünün bir ebebeyin okulda giyeceği kıyafeti, kullanacağı kalemi, kitabı defteri değil de, 15 sene sonra olacak evliliği için hazırlık yapıyor. Bu acı, ama gerçek olayda bile annenin çocuğu için vermeye çalıştığı mücadeleyi görebiliyoruz. Anne şöyle düşünüyor; okutamadık ama gittiği yere başı iki parça eşyayla dik dursun, değer görsün çabasındadır.
Toplum olarak nereye doğru gidiyoruz. Eğitim için onca verilen emeklerin neden sonuçlarına bu kadar az ulaşabiliyoruz. Aslında bir zamanlar çocuk olup, şimdi birer anne baba olan bireylerimizi eğitmeye başlamalıyız.
`Ve ÜSTÜN DÖKMEN beyefendinin de dediği gibi`. ÇOCUKLARINIZI TERBİYE ETMEYE ÇALIŞMAYIN ZİRA ZATEN SİZE BENZEYECEKLERDİR KENDİNİZİ `` TERBİYE EDİN YETER ``. Gerek eğitimle gerek imanla gerek vicdanla. DEMEM ŞU Kİ CAHİLLİK YAKAR YIKAR HANFENDİLER BEYEFENDİLER
Kadın olarak; eğitimi kendimize nefes gibi ihtiyaç saymalı ve birikimlerimizin bir kısmını acımasız hayat koşulları için yastık altı yapmayı unutmayalım.
Elbette kadın çalışmalı, bir eve kendini hapsetmemelidir. Çocuklarına eğitimin önemini aşılamalıdır. Kadın isterse her şey yeniden ve kusursuz bir hal alır. İçten gelmeli ve azimle pekiştirmelidir.
Anlatan Kadın.